97. Akademi Ödülleri adaylarının açıklanmasının ardından aldığı 13 adaylıkla endüstriye yönelik nefretimizi pekiştirmişken Emilia Perez üzerine yazayım dedim. Jacques Audiard’ın oldukça çeşitli filmografisinin içerisinde bile oldukça deneysel ve “farklı” bir yerde duran filmi, Meksika’da bir suç örgütü liderinin cinsiyet uyum sürecine girmeye karar vermesi, bundan dolayı da birtakım legal ve illegal işlerini halletmek için Rita (Zoe Saldana) adında bir avukat tumasıyla başlıyor.

Bir film düşünün, herhangi Ryan Murphy senaryosunun bütün sahteliğini ve bayatlığını barındırırken hiçbir orijinallik içermeyen ve oldukça sakil duran estetiğiyle adeta bir skeç programı temposunda ilerlesin ve Türkiye’ye ait bir töre dizisi saçmalığında son bulsun. Üzerine bu filmi müzikal hale getirin. İşte Emilia Perez, hayalinizde canlandıramadığınızın çok daha ötesinde bir kötülüğe sahip. Yani bu hikaye neyi anlatmaya çalışıyor, neye hizmet ediyor hiçbir fikrim yok. Müzikal bir filmde iyi müziğe yakın tek bir ses, tını olmamasını geçtim, trans olmak üzerine şarkılarda geçen köhneleşmiş birtakım sözler filmin tek “komedi” unsuru, tüm senaryonun koca bir şaka olduğunu saymazsak tabii ki. Audiard’ın hiçbir bilgisi olmadan bir ülke ve sorunları hakkında yaptığı stereotipik yaklaşımı ise ayrı bir rezalet. Cis erkek yönetmenlere bir öneri yapabilecek olsaydım, transların yaşamlarından ve hikayelerinden bu kadar büyüleniyorlarsa halihazırda var olan trans pozitif senaryoları uyarlamaları ve trans+ senarist veya danışmanlarla çalışmaları olurdu. Ancak zaten Audiard bu filminde, Meksika coğrafyasından translığa, bilmediği; üzerine araştırma yapma gereği bile duymadığı her şeyi bulamaç haline getirip konuşmadığı bir dilde oldukça yüzeysel bir iş çıkarmayı kafaya koymuş, akademinin hoşuna gidecek birkaç numara ekleyip kampanyasını da yaparsak bu iş olur demiş gibi görünüyor. Sanırım bizi bu filme dair eğlendirecek tek durum da tam olarak bu maksatla kampanya süreci yürütülmüş olan Selena Gomez’in Oscar adaylığını kaçırmış olması.
Sonuç olarak her tarafından ayrı bir kusur akan Emilia Perez’in sosyal medyadaki trans ahalisinin aksine direkt bir transfobi barındırdığını düşünmüyorum ben, ancak böylesine bir film çekmek halihazırda başka bir nefret suçu olarak kategorilendirilmeli. Oscar’a aday edilen ilk trans aktrisin bu filmden çıkmış olması ise ayrı bir fecaat, ama en azından Audiard’ın 2024 yılında trans kadın rolünü bir erkeğe oynatmamayı başarmış(!) olmasından ötürü filme dair nefret kusmaya ara verelim ve kazanacağı muhtemel ödüllerin sonrası için cephaneliklerimizi hazır tutalım.
Pembe Kelebek notu: 1/10

Yorum bırakın